Bir Toplumun İntiharı

0
643

Her türlü toplumsal olayın gelişmesine karşı çıkan, kültürel değişimi asla desteklemeyen, eskiye bağlı yaşamayı tercih eden yani, muhafazakâr bir toplumda yaşıyoruz.

Hayatın her alanında, her nesilde ve her toplumda değişimin şart olması gerekmektedir. Çünkü toplumlar başka şekilde asla gelişemezler. Muhafazakâr kesim değişmeyi ne kadar kabul etmese ve istemese de bu kaçınılmaz bir gerçekliktir. Zamanla değişen yönetim sistemleri gibi, toplumlar gibi, dinler gibi…

Her koyun kendi bacağından asılmıyor ne yazık ki! Her zaman öneminden dem vurduğum toplumsal varlığımızı çevremizdeki her türlü etken var etmekte. Daha kaliteli, daha adil, daha yaşanılabilir bir dünya için doğanın mecbur kıldığı değişime her zaman açık olmak zorundayız.

Ülkedeki yönetim şeklini birçok muhafazakâr kesim desteklemektedir. Peki, nedir bu yönetimi bu kadar vazgeçilmez kılan? Hep birlikte mercek altına alalım.

Değişim dedik; insanların birçoğu değişimden ve alışılagelmiş düzenin bozulma korkusundan sebep, var olanla ne kadar kötü de olsa yetinmeyi tercih ediyor. O kadar ki; yapılan yolsuzluklardan tutun uluslar arası terör örgütü olan Işid’e desteğe kadar, ülkeyi bölmekten tutun yargıyla bir oyuncak gibi oynamaya kadar her türlü dalalete göz yumuluyor. Bu, çok büyük bir tehlike!

Gözaltına alınan Cumhuriyet Gazetesi yazar ve yöneticileri, tutuklanan Özgür Gündem yazarları ve daha mahpusta bulunan yüzlerce yazar, bu toplumun ne kadar kirlendiğinin ispatıdır. Bugün Fetullah Gülen denilen ve terör sınıfına konulan bir örgüt, hükümet tarafınca yıllardır desteklenen ve korunan bir yapıydı. Peki, şimdi sormazlar mı “bu terör örgütüne destekten dolayı yargılananlar ‘kandırıldık’ deseler, affedilecekler mi?” Hayır, sormazlar… Çünkü var olan bir düzenin bitimi toplumun büyük kesimini her zaman korkutur. Sormazlar çünkü korkarlar. Sormazlar çünkü yıllardır desteklediklerinin bu denli kötü olabileceğini tahayyül dahi etmek istemezler. Oysa ilk fikir değişimine insanlar kendilerinden başlasa, ülkedeki her bireyin bundan faydalanacağı aşikârdır.

Toplumsal olayların tamamında her koyun kendi bacağından asılmıyor. Bu sebeptendir ki; İmam hatipleşen liselilerin isyanı göz ardı ediliyor, kimse öldürülen yüzlerce gencin sesi olamıyor, taciz ve tecavüz olaylarının önüne geçilemiyor, yüzlerce gazeteci ve yazarın emekleri sömürülüyor, ölen milyonlarca işçinin hakkı verilmiyor, milyonlarca çocuk işçi çalıştırılıyor, milyonlarca çocuk gelin evleniyor, Kürt, Türk, Ermeni, Alevi, Müslüman, Hıristiyan denilerek insanlar ayrıştırılıyor ve bu sebeptendir ki; bu muhafazakâr toplum vesilesiyle kapkaranlık bir gelecek hepimizi bekliyor…

Ülkenin bir kanadında savaş dinmiyor fakat herkes susuyor, yüzlerce genç gereksiz yere gözaltına alınıyor fakat kimse konuşmuyor, yüzlerce gazeteci ve yazar aydın fikirlerinden mütevellit hüküm giyiyor fakat halk tepkisiz, milletvekilleri yerlerde sürükleniyor, avukatlar adliyeden yaka paça dışarı atılıyor, doktorlar görevini yaptığı için suçlanıyor, bir toplum yaşama hakkı istediği için dışlanıyor ve öldürülüyor, geleceğimiz olan çocuklarımıza bilim, felsefe, fizik ağırlıklı öğretim sunmaktansa, din ağırlıklı bir eğitim sistemi getirerek aydınlık geleceği köreltiyor ve halk hâlâ susuyor!

Halk susuyor çünkü değişimden korkuyor. Susuyorlar çünkü bu lanet yönetim sisteminin onlara zarar vermediğini düşünüyorlar. Susuyorlar çünkü “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diyorlar. Fakat unutmayınız ki Aziz Nesin’in bir sözü vardır; “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın, diyerek yaşattığınız yılanların bir sonraki hedefi siz olursunuz.”

Eylem Özkan

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here