Bir Türkiye Tablosu

0
337

Toplumlar üzerinde uygulanan algı operasyonlarından, diyalektik materyalizmin toplum, doğa ve düşünce üzerindeki dinamikliliğinden, felsefeden ve bağnazca yaşanan her ideolojinin (buna dinler de dâhil) toplumlara verdiği zarardan dem vurmadan, çok yalın bir dille bugünkü Türkiye tablosunu çizmeye çalışacağım.

Sansasyonel olayların bitmediği ülkede gündeme yetişmek elbette zor! Her gün, ‘bugün ne oldu acaba?’ diyerek tedirginlikle haber okuyan insanların sayısı çoğaldı. Çünkü aklıselim olmayan bir yönetim tarzı ile yönetiliyoruz. Yönetim şeklinin bozukluğunu, iktidarın beyinleri yakan tavırlarını ve elbette tüm bunları görüp de hâlâ onları savunanların akıl dengesini hayretle izliyoruz. Bunlara gündeme düşmüş örneklemelerle devam edeceğiz. Olaylara geniş çerçeveden bakmak her zaman tabloyu görmemize yardımcı olur.

 

Kabataş Olayı

Hemen herkes hatırlar Kabataş olayını. Zehra Develioğlu adında bir kadın; Kabataş’ta Gezi eylemcileri tarafından saldırıya uğradığını dile getirdi ve sözde gazeteci Elif Çakır ile yaptığı röportajda, başları tuhaf bantlı, çıplak birilerinin kendisine ve bebeğine saldırdığını ve hatta üzerlerine işediklerini iddia etti. O zamanlarda söylenenlere bir bakalım:

Nihal Bengisu Karaca: Gecizilerin başörtülü anneye saldırı görüntüleri var. Görüntüleri izledim.

Eyüp Can: Başbakan, Kabataş’ta iğrenç bir saldırıya maruz kalan genç anneyi başörtülü olduğu için miting meydanlarında daha bir hararetle savundu… Kemal Kılıçdaroğlu ise başörtüsünden dolayı adeta bu mağdur anneyi ispata çağırdı! Bir kadını sırf başörtülü olduğu için uğradığı tacizden dolayı ispata çağırmak ne demek? Başı açık olsa… Yine de “İspat et” der miydi Kemal Bey? Vicdanı olan herkes, o genç anneye yapılanları açıkça lanetliyor. O annenin yaşadıklarını anlamak için başörtülü olmak gerekmiyor. Azıcık insan, azıcık vicdan…

İsmet Berkan (Twitter’dan): Çok ama çok acı bir öykü… Maalesef gerçek. Mobese görüntüleri dahil pek çok şey var. Savunulur tarafı olmayan bir olay… (Siz izlediniz mi, sorusu üzerine) Evet.

Çok uzatmaya gerek yok, kim ne dedi ve bu yalan sonrasında nasıl çürütüldü herkes çok iyi hatırlayacaktır muhakkak. Asıl mesele şurada; bu toplum nasıl bu kadar körü körüne inanıp yaşayabilmekte? Sorgulamadan, araştırmadan her türlü kirli bilgiyi sahiplenmek cehaletin ta kendisidir. Fakat daha da önemli bir husus var ki; onları kör eden “benim türbanlı bacılarıma saldırdılar” diyen kişiye sergiledikleri bağnazlık.

 

Ayakkabı Kutuları

Para sayma makineleri, para kasaları, ayakkabı kutularındaki 4,5 milyon dolarlar, bürokratlar ve dünya sıralamasında bizi ilk sıralara taşıyan yolsuzluk…

Bakan çocukları Salih Kaan ve Barış Güler, işadamı Rıza Sarraf, Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan’la birlikte 26 kişi zamanında tutuklandı ve elbette belli aralıklarla salıverildiler. Dönemin Başbakanı Erdoğan ile oğlu Bilal arasında ‘sıfırlama konuşması’, soruşturmanın akabinde aralarında Erdoğan ve birçok hükümet yetkilisine ait ses kayıtları internette yayınlandı vs. Olaylar elbette bunlarla bitmedi; 6 bin Emniyet görevlisinin yerleri değiştirildi, 166 hâkim ve savcının görev yeri değişti. 25 Aralık soruşturması dosyası Savcı Muammer Akkaş’dan alındı ve adliye önünde şu açıklamada bulundu “Soruşturma yapmam engellenmiştir.” HSYK’de köklü değişikliğe sebep olacak bir yasa çıkarıldı ve HSYK bünyesinde Adalet Bakanı’na hâkim, savcı ve adalet müfettişlerinin atanması ile disiplin soruşturmaları gibi birçok konuda geniş yetkiler verildi.

2 Eylül 2014’te, 25 Aralık soruşturmasıyla ilgili takipsizlik kararı verildi. İçler acısı olan ne biliyor musunuz? Olaylardan sonra hala “Bu bir yolsuzluk soruşturması değildir. Millete karşı açık bir tezgâhtır. Allah’ın izniyle bu oyun sandıkta bozulacaktır” diyen zata duyulan bağnazlıktır.

 

İnsanlığa Atılan Tekme

301 işçi, 301 can, 301 insan (resmi rakam).

Ve 301 ailenin yaşadığı acı, yas, çaresizlik.

Soma faciasının failleri meçhul değildir, kimse bunun aksini iddia edemez. Bir maden işçisi bağırıyor “herkes öldü” diyerek. İçeriden sedye ile çıkarılan işçinin yüzündeki gaz maskesi hortumunun ucu boşta ve firmanın tazminattan yırtması için yapıldığı iddia edildi. Alınmayan tedbirlerden, uygulanmayan iş sağlığı güvenliğinden bahsetmiyorum bile.

23 Ekim 2013’de CHP’li vekiller Soma madenlerinde meydana gelen iş cinayetlerinin araştırılması için Meclise önerge sunmuştu. Önerge 29 Nisan’da Meclis gündemine gelmişti. Sonucu hepimiz biliyoruz aslında ama değinmekte yarar var; CHP, MHP ve BDP’nin (şimdi HDP)”evet” oylarına karşı AKP’nin “hayır” oyları ile önerge reddedildi.

Acılı bir insan, ‘istifa’ diyor kanayan yarasıyla ve Eski Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Özel Kalem Müdür Yardımcısı olan Yusuf Herkel isimli şahıs o ayağı kırılası tekmeyi tüm insanlığa atmış bulunuyor. Bunları unutma Türkiye!

Makedonya’da ki Ohri gölünde meydana gelen ve 20 kişinin öldüğü gemi kazasında Makedonya Ulaştırma ve İletişim Bakanı istifa etti. 1924 yapımı 40 kişilik gemiye 53 yolcu bindiren şirket Türk şirketiydi. Nasılda farkımızı belli ediyoruz her yerde.

Mısır Ulaştırma Bakanı 49 öğrencinin hayatını kaybettiği tren kazasından sonra istifa etti. (2012)

Letonya Başkanı 54 kişinin ölümüne neden olan bir alışveriş merkezinin çatısının çökmesinden sonra istifa etti. (2013)

Güney Kore Başkanı 300’den fazla kişinin ölümü ile sonuçlanan feribot kazası nedeniyle istifa etti. (2014)

Kosta Riko Ulaştırma Bakanı 5 kişinin öldüğü köprünün çökmesinin ardından istifa etti. (2009)

Güney Pasifik Ada ülkesi Tonga Ulaştırma Bakanı 93 kişinin öldüğü gemi kazası sonrasında istifa etti. (2009)

Türkiye’de o zamanın Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan,   301 maden işçisinin ölmesine sebep olan faciadan sonra “Bunun yapısında fıtratında bunlar var.” açıklaması ile kendi farkını bir kez daha ortaya koymuş oldu.

 

Fettullah Gülen Davası

KHK (Karar hükmünde kararname) ile kapatılan dernekler, kuruluşlar…

OHAL ile sindirilmeye çalışılan ve cadı avı yapılan muhalif kesim…

Terör soruşturması kapsamında mahpusta yatan gazeteciler, milletvekilleri, sivil toplum örgütü üyeleri…

Ve bu ülkede darbe girişimi başarısız oldu öyle mi?

Bu hocanın zamanında karşısında duran belli sol kesim şimdi FETÖ’cülükle suçlanıyor. Zamanında eteğinin dibinden ayrılmayan tüm hükümet yetkilileri şimdi “kandırıldık” diyor ve her zamanki gibi mağduru oynuyor. Ülkenin Cumhurbaşkanı çıkıyor kürsüye “ben çobanım” diyor, kendini koyun yerine koyanlar da alkışlıyor. Bu tablo “pes” dedirtiyor.

Bunlar gibi daha birçok örnekleme verilebilir. Fakat ne var ki; tüm bu akıl almazlıklara, aymazlıklara destek olanlar, ilerde çocuklarından, torunlarından çok utanacaklar.

Eylem Özkan

Eylem Özkan

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

  Subscribe  
Bildir