Böyle Olur AKP Demokrasisi: Şehit Demeyen Prof. Nurşen Mazıcı Stüdyodan Kovuldu

0
743
Nurşen Mazıcı

Habertürk TV’de Enine Boyuna programında darbe girişimi gecesi hayatını kaybeden yurttaşlara ‘şehit’ demediği için konuk Prof. Dr. Nurşen Mazıcı yayından çıkarıldı.

Dün gece canlı yayınlanan programda konuk olan Mazıcı, kendisine ısrarla “248 kişi şehit oldu, siz öyle kabul etmiyor musunuz” diye soran yandaş avukat Rıza Saka’ya karşılık, “Ben insan derim, şehit deyince dinsel açıklama yaparsınız. Ben akademisyen olduğum için, bilim adamları manevi açıklama yapmaz, objektif açıklama yapar” dedi. 

Darbe girişiminde Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarının sorumluluğuna dikkat çeken Mazıcı, “F16’ları Fethullahçılara kim verdi? Bunların o mevkileri ele geçirmesinin önünü kim açtı?” diye sorduktan sonra sert ifadelerle konuşmasına devam etti.

15 Temmuz darbe girişiminde sokağa çıkarak hayatını kaybedenlere de değinen Mazıcı, “Ben onlara şehit demiyorum, şehit dinsel bir ifade” dedikten sonra, işlerin bu boyuta gelmesinde, Fethullahçıların önünün açılmasında ve nihayet darbe girişimi sırasındaki ölümlerde Tayyip Erdoğan ve AKP iktidarının sorumluluğu bulunduğunu vurguladı. Akabinde stüdyoda bulunan diğer konukların taarruzuna uğrayan Mazıcı fikirlerini savunmayı sürdürdü.
 

Programın sunucusu Ece Üner, Mazıcı’nın sözlerini düzeltmesini istese de, yayın bir anda karıştı. Konukların tepki vermesi üzerine reklam arası verilen programda Üner, Mazıcı’nın sözlerinin maksadını aştığı için ‘mutabakat içinde’ yayından çıkarıldığını açıkladı.

Görüşlerini açıklamasına izin verilmeyen Prof. Dr. Nurşen Mazıcı’nın ifade özgürlüğünü kullandığı için gerek programdaki konuklar tarafından gerekse sosyal medyadan linç girişimine uğraması günlerdir şölenlerle kutlanan AKP demokrasisinin sınırlarını da gözler önüne sermiş oldu.

 

Prof. Nurşen Mazıcı: Habertürk’ten kovulmadım, kanalın basılmasından korktular

 

“Dilim sürçtü demeyeceğim”

Mazıcı, üniversitenin soruşturma açmasından tedirginlik duymadığını, sözlerinin bilimsel ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu belirtti. “Söylediklerimin arkasında duruyorum” ifadelerini kullanan Nurşen Mazıcı, “31 yıldır çalışıyorum, hakkımda hiçbir soruşturma açılmadı, hiçbir ceza almadım. Benim sicilim temiz. Hiçbir yayınımda intihal çıkmadı. Uluslararası indekslere girmiş yayınları bulunan bir akademisyen olarak utanacak ve çekinecek bir durumum yok. Üniversite de nasıl soruşturma yaparsa yapsın ‘Dilim sürçtü, yanıldım’ demeyeceğim. Bilimsel bir açıklama yaptım, arkasında duruyorum. Bunun ifade özgürlüğü çerçevesinde olduğuna da inanıyorum. Çünkü hem Basın Konseyi Yüksek Kurul üyeliği, hem hakaret davalarında bilirkişilik yapmış, hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi konusunda makale yazmış biri olarak, neyin hakaret neyin ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu da bilen biriyim” dedi.

 

“Çok fazla mesaj gelmiş ‘Habertürk’ü basacağız’ diye”

Mazıcı, Habertürk’ün “İfadeleri kastı aştı. Kendisine teşekkür edilerek yayına çıkarılmadı” şeklindeki açıklamasının gerçeği yansıtmadığını söyledi. Reklam esnasında stüdyodan bir süreliğine ayrıldığını aktaran Mazıcı, şunları kaydetti:

“Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Tekdağ varmış, programdan alınmama o ısrar etmiş herhalde. Ben de medyadan okudum. Çok fazla mesaj gelmiş ‘Habertürk’ü basacağız’ diye. Belki de ondan paniklediler. Ama Ece Üner’in daha düzgün bir şekilde ifade etmesini beklerdim. Davranışı gerçekten kötüydü. ‘Biz gitmesini istedik’ lafı gerçekten ağırdı. Kanaldan ayrıldıktan sonra araçta dinledim programı, şehit sözcüğünü kullanmadım diye bana tepki gösteren Süleyman Özışık da, “250 kişi öldü’ dedi, ‘şehit’ demedi. Dahası Erdoğan’ın şehitlere ‘kelle’ yakıştırmasına bu kişiler o dönemde hiç tepki göstermemişlerdi. Demek ki, o kadar köpürülmesi gereken bir şey de değilmiş. Kaldı ki, AKP döneminde de değişikliğe uğrayan 2330 sayılı yasada ‘şehit ve gazi’ yerine ‘vazife malulü’ kullanılıyor. Dahası ben stüdyodan ayrıldıktan sonra Egemen Bağış’la telefon görüşmesinde, ‘Bakara-Makara’ diye ayetlerle dalga geçen Metehan Demir’in beni halkın değerlerine saygıya davet etmesi de ilginçti.

 

“Konuşmam provoke edildi”

Bir askerin kafasının kesildiği yönündeki haberi, hükümete yakın gazetenin yayımladığını belirten Nurşen Mazıcı, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin doğru bir biçimde ‘askerlere saldıranların cezalandırılması gerektiği’ açıklaması bağlamında kullanmak istediğini ancak konuşmasının provoke edildiğini belirtti.

Cemaatle ilgili yayınları bulunduğunu, askeri darbelerin ise doktora tezi olduğunu anımsatan Mazıcı “Cemaati ABD nasıl kullanıyor, AKP buna nasıl göz yumdu, onu anlatacaktım. Ama fırsat vermediler. Yollar kontrol altına alınmadan sivillerin sokağa çağrılmasının doğru bir şey olduğunu düşünmüyorum. Şimdi miting yapılıyor, yapılsın. Ama daha kalkışma kontrol altına alınmadan, ateş açılırken, böyle bir ortamda sokağa çağırmanın hâlâ yanlış olduğu kanısındayım. Ama bunlar hep çarpıtıldı. Nitekim Başbakan Yıldırım da darbe demedi, kalkışma” ifadelerini kullandı.

 

“Sosyal medyadan hakaret ediyorlar”

Mazıcı, sosyal medya üzerinden kendisine hakaret edildiğini, ülkeyi terk etmeye zorlandığını belirterek şöyle devam etti: “Hatta Hz. Muhammed ve sahabelere bile hakaret ediyormuşum derslerimde iftirasıyla halkı bana karşı kışkırtıyorlar. Hz. Muhammed ve sahabelerle ilgili bir ders anlatmıyorum. Benim anlattığım, uluslararası ilişkiler, siyaset bilimi, medya ve demokrasi gibi dersler. Bunu bile yazdılar. Ancak hem sosyal medyada hem geleneksel medyada hem de telefon bağlantılarıyla tüm bu olumsuz tepkilerin onlarca katı destek de alıyorum. Bu da yanlış bir şey yapmadığımın göstergesidir. “

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here