Hala Evrimleşiyor muyuz?

0
24

İnsanların halen evrimleşmeye devam edip etmediği konusu en sık tartışılan ve sorulan konulardan birisidir. Cevap, tartışmaya hiçbir yer olmaksızın “Evet”tir. İnsanlar halen evrimleşmektedir. İnsanların evrimleşmemesi için bir neden yoktur. 

 
Bu ilk etapta şaşırtıcı gelebilir; çünkü kimse uyum başarısına bağlı olarak ölmüyor, öyle değil mi? Yani dişimiz ağrıdı ya da hastalandık diye (en azından çoğu zaman) ölecek değiliz. Gerek tıp sayesinde, gerekse de modern teknolojiler aracılığıyla artık birçok ölümün önüne geçebiliyoruz. Bu durumda Doğal Seçilim’i büyük oranda durdurduğumuzu söyleyebiliriz. E bu durumda nasıl olur da insanlar evrimleşmeyi sürdürür?
 
Bunun çok basit bir nedeni var: Evrim sadece Doğal Seçilim ile olan bir süreç değildir. Evrim Kuramı ve Mekanizmalarıisimli kitabımızda da detaylıca izah ettiğimiz gibi, Doğal Seçilim evrimin en güçlü mekanizmalarından birisi olsa da tek mekanizması değildir! Dahası, günümüzde halen Doğal Seçilim nedeniyle ölmekte veya hayatta kalmakta olan birçok insan da vardır. En tipik iki örnek olarak, orak hücre anemisine sahip olmaları sayesinde sıtmanın bol bulunduğu ortamlarda hayatta daha kolay kalan Afrikalı insanlar ile genlerindeki farklılıktan ötürü HIV’e dirençli Avrupalılar verilebilir. Bu kişiler, genetik farklılıklarından ötürü hayatta daha kolay kalmakta, daha çok üreme şansı bulabilmekte ve kendilerini güçlü kılan genleri gelecek nesillere daha çok aktarabilmektedirler. Bu da Doğal Seçilim yoluyla olan evrimin ta kendisidir! 
 
Fakat Doğal Seçilim’i %100 durdurduğumuz hayali bir dünyada bile evrim devam etmeyi sürdürürdü. Çünkü insanlar üzerinde halen Genetik Sürüklenme, Göçler, Cinsel Seçilim, Akraba Seçilimi, Grup Seçilimi gibi diğer birçok evrim mekanizması etki etmeyi sürdürmektedir. Mutasyonlar, Gen Çaprazlanması (Crossing-over), Transpozonlar gibi mekanizmalar halen genlerimize çeşitlilik eklemeyi sürdürmektedir. Dolayısıyla insanlar halen evrimleşmektedir; ancak Doğal Seçilim’in kısmen de olsa yavaşlatılmış olması dolayısıyla atasal formlarımıza veya kuzenlerimize nazaran biraz daha yavaş evrimleşmekteyiz, bu doğru. 
 
Bu evrimin devam ettiğini görmenin en güzel yollarından birisi, evrimsel süreç için aşırı kısa bir zaman dilimi olan son birkaç bin yıla bakıp, hangi genlerin değiştiğini incelemektir. Bu, evrimin devam edip etmediğini anlamamız için harika bir yöntemdir! Üstelik bunu yaparken, hangi genlerin Doğal Seçilim yoluyla seçildiğini, hangilerinin diğer mekanizmalarla evrimleştiğini de ayırt etmemiz mümkündür; çünkü her mekanizmanın genler ve kromozomlar üzerinde farklı izleri ve desenleri bulunmaktadır. Çok sayıda genomu kıyaslayarak bu izleri inceleyebilir ve hangi genin nasıl evrimleştiğini anlayabiliriz.
 
Örneğin, madem Doğal Seçilim’in tamamen durduğunu düşünüyorsunuz, ona odaklanalım. Vücudumuzda son birkaç bin yıldır Doğal Seçilim yoluyla değişmiş genler var mıdır? Elbette! Tamam, belki vahşi hayatta görebileceğiniz kadar bol değil; ancak insanlarda da halen Doğal Seçilim yoluyla evrimleşen genler vardır. Kaldı ki diğer mekanizmalarla evrimleşenlerden bahsetmiyoruz bile! 
 
Yair Field ve arkadaşlarının 2016 yılında Science dergisinde yayınladıkları bir makalede, aralarında laktoz toleransı, saç ve göz rengi, bağışıklık sistemimizin parçaları ve boy uzunluğunun da bulunduğu pekçok fiziksel ve yapısal özelliğin sadece son 2000 yılda evrimleştiği gösterilmektedir! Ayrıca araştırmanın bulgularına göre insan bebeklerinin kafalarının çevre uzunluğu, insülinin vücudumuzdaki kullanımı, hemoglobin özelliklerimiz, glikoz intoleransı, erkeklerin BMI değerleri, menopoza girme yaşı, dişilerin kalça genişliği, insan bebeklerinin doğum kilosu, dişilerin bel/kalça oranı, vücudumuzdaki toplam kolesterol oranları, bebeklerimizin doğumdaki boyları gibi başka birçok özelliğimiz de son 2000 yılda hızlı bir şekilde değişmiş ve evrimleşmiş özellikler arasında yer alıyor olabilir!
 
Araştırmacılar bunu göstermek için 3915 İngiliz’in tüm genom haritalarını kıyaslamışlardır. Bu nasıl yapılmaktadır? Eğer ki bir gen Doğal Seçilim ile hızlı bir şekilde seçilecek olursa, popülasyon içerisindeki bulunma sıklığı bir anda, hızla artacaktır. Bu hızlı seçilim sürecinde o genin civarında bulunan diğer genler de seçilen orijinal gen ile birlikte adeta “sürüklenecektir”. Çünkü bu genler birbirlerine fiziksel olarak, DNA üzerinde bulundukları konum gereği bağlıdırlar. Biri avantajlı olduğu için seçilecek olursa, genellikle civarındaki genler de üzerlerinde hiçbir seçilim baskısı olmamasına rağmen seçilmiş olurlar. Gen Çaprazlanması mekanizması, çok hızlı gerçekleşen Doğal Seçilim’in hızına yetişemeyeceği için, bu genlerin birbirinden ayrılması da kısa sürede mümkün olamamaktadır. Bu sebeple bilim insanları bu tip gen bölgelerine bakarak ve bu bölgelerde biriken mutasyonları inceleyerek hangilerinin Doğal Seçilim baskısı altında kaldığını net bir şekilde tespit edebilmektedirler.
 
Bunu yapan araştırmacılar, az önce sözünü ettiğimiz özelliklerin son 75 nesilde, yani sadece 2000 yıl öncesinden bu yana ciddi Doğal Seçilim baskısı altında kaldığını göstermiştirler! Sadece 75 nesil! 
 
Sonuç olarak söyleyebiliriz ki, insanların halen evrimleşmekte olduğunu düşünmemek için hiçbir neden bulunmamaktadır. Eğer ki “durdurduğumuza” inandığımız Doğal Seçilim bile son 75 nesilde bizi birçok özellik bakımından değiştirmeyi başardıysa, diğer tüm evrim mekanizmalarının etkisi altında toplamda ne kadar değiştiğimizi ve ne hızla değişmeyi sürdürdüğümüzü düşünmeyi siz okurlarımıza bırakıyoruz.
 
Hazırlayan: ÇMB (Evrim Ağacı)
 
Kaynaklar ve İleri Okuma:

Kimler Neler Demiş?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
wpDiscuz